İlan/Duyuruyu Yaratan

Yönetici

Etiketler

İrfan Yalın : Yolların tarihi (2)

Güzergâhlar arttıkça kavşaklar çoğalmış, yol ayrımları kaderleri değiştirmiş

Roma yollarından seyahat eden arabalar iki atlıymış ve iki atın kıç genişliği olan 143,5 cm'lik ölçü zaman içinde çok belirginleşmiş. Yapılan arkeolojik araştırmalarda bulunan at arabalarının tekerlek izleriyle kesin olarak saptanan bu ölçü, o kadar ilginç bir şekilde genel kabul görmüş ki, sanayi devrimiyle birlikte ortaya çıkan demiryollarında bu rasyo kullanılmış

Bedenimizde kan akışını sağlayan damarlarımız gibi, üzerinde kültürlerin dolaşımını sağlayan yollar, yerleşik hayata geçilmesi sonrasında dört bir yanı sarmış, güzergâhlar yaşamı çevrelemiş

Yol kavramının tarihsel süreci üzerine geçen haftaki yazımı okuyanlar hatırlayacaklardır, tarımın başlaması, komünal oluşumların ilkel topluluklara dönüşmesiyle ortaya çıkan yerleşik hayatta, insan medeniyetinin gelişmesine paralel olarak yolların belirmeye başladığını, çok kısa bir süre içinde de gözle görülür ölçüde artarak bugün dünyayı saran karayolları ağının ilk ilkel iskeletini oluşturduğunu söylemiştim.

İzleri Mezopotamya Uygarlığında MÖ 3500'lü yıllara uzanan tekerleğin icadıyla, daha fazla yükü daha kolay taşıma rahatlığına ulaşan insanın, yollara olan bağımlılığının arttığını, dingilin keşfedilmesi sonrasında bir yandan tekerleğin daha iyiye evrilmesi yaşanırken, bir yandan da daha uzaklara erişebilmek için yollara olan gereksinimin iyice hissedildiğini yazmıştım. MÖ 3000'li yıllarda, tekerleğin Mısır kültürüyle tanışması ile eş zamanlı başlayan piramitlerin inşası sırasında güzergâhların düzeltilerek yol haline getirilmesinin büyük taş blokların taşınmasını kolaylaştırdığı ve bununla beraber Mısır içlerine ulaşan ilkel patikaların birbiri ardına ortaya çıktığını belirtmiştim.  

Yolların kültür tarihinde adı ilk insan yapımı güzergâh olarak geçen Kuzeydoğu Afganistan'dan Kuzeybatı Hindistan'a kadar uzanan İndus Vadisinde MÖ 2800 – 2600 tarihleri arasında planlı sokakların, drenaj sistemlerinin yapıldığını, Mohenjo Daro Kentinde 1 km uzunluğunda, yaklaşık 9 -10 m genişliğinde cadde yer aldığına dikkat çekmiştim.

 

Piramitlerin yapımıyla eş zamanlı ortaya çıkan Mısır yolları kısa sürede Afrika'nın içlerine yayılmış.

Roma İmparatorluğu "yol" yapımının ilk organize devlet gücü olmuş

Devam etmeden önce hatırlatmak istediğim bazı başlıklar daha var! Via Appia olarak bilinen Roma Yollarının İmparatorluğun kurulu olduğu geniş coğrafyanın dört bir yandan birbirine kenetlenmesinde şaşılacak kadar başarı gösterdiği ve "yol" kavramını insan medeniyetine Roma İmparatorluğu'nun tanıttığı!

Yolların Kraliçesi olarak bilinen ilk büyük Roma yolu, Orta İtalya'da MÖ 312'de inşa edilmiş. Roma gerek askeri, gerek siyasi, gerekse de ekonomik gücünü yollardan almış; yol yapma bilinci Roma fetihlerine ilham kaynağı olmuş. Roma yolları, ordunun günlük olarak 40 km fazladan yürüyüş yapabilmesini sağladığı için düşmanlara korku salmış, köprülerle, tünellerle, gözetleme direkleriyle donatılan yollar için profesyonel yol planlamacıları yetiştirilmiş. Yollar yerine göre tepeleri aşmış, bazen geçemediği yüksek dağların eteklerini dolaşmış, bazen de nehirleri geçmek için köprülerle, tünellerle birleşmiş.

Yol inşaatında her zaman yerel kaynaklar kullanılmış, temel zemin için drenaj dolguları hiçbir zaman ihmal edilmemiş. Yerine göre 3m'ye kadar varan hendekler kazılarak istinat duvarları inşa edilmiş, yerine göre de taşkınları önlemek için yollar yükseltilmiş.

Roma Şehri, tam 29 ayrı yöne yayılan karayolları ağında başlangıç nokta olarak -bugün bile kullandığımız- "bütün yollar Roma'ya çıkar" sözünün haklı gerekçesi olurken, bırakın Avrupa içlerini, uzak kıtalar arasında bağ kuran erişimi sayesinde yüzlerce yol boyunca müttefiklerine güven, düşmanlarına da korku hissettirmiş.

Sürekli gelişen, her gün yeni güzergâhlar eklenen yol ağı haritacılığın gelişmesini sağlamış, yollar üzerinde yolcuların her türlü ihtiyacına cevap verecek kervanlar inşa edilmişhanlar, postaneler, sağlık kuruluşları, hamamlar, at değiştirme istasyonları, güvenlik birimleri ve yol bakım hizmetleri verecek kurumlar tesis edilmiş.

Yabancılara yönelik olarak kilometre taşları ve kavşaklarda yön belirleyecek işaretler ilk kez bu yıllarda kullanılmış. Gelişen yol ağı ve fethedilen yeni topraklar, imparatorluğun sürekli güncellenen bir şekilde haritasının çıkarılmasını gerekli kılmış. İmparatorluğun yönetsel gücü tarafından sunulan yol hizmeti karşılığında yolun zorluk ölçüsüyle orantılı olarak geçiş ücreti talep edilmiş, tahsildarlar, vergi memurları, baytarlar, sağlık çalışanları da yollarda görev almaya başlamışlar.

Bugün bazı bölümleri ülkemizde de kullanılır durumda olan bu yollar öylesine gelişkin bir ağa ulaşmış ki, yaklaşık 1.000.000 km uzunluğunda inşa edilmiş iki at arabasının geçebileceği yolların yanı sıra, 90.000 km çift şeritli bulvar ve 200.000 km uzunluğunda inşa edilmiş kaldırım yolları, çağın gelişkin yüzünü anlatıyormuş.

Vücudumuzdaki kan dolaşımına benzeyen yollar dünya kültürlerini etkilemiş durumda.

Roma İmparatorluğu'nun çöküşüyle birlikte yol yapımı duraksamış 

Roma imparatorluğunun askeri ve ekonomik gücünü kaybetmesi sonrasında çok uzunca bir süre yollar bakımsız kalmış, barbar istilaları yüzünden yola çıkışlar azalmış, bakımları yapıl(a)mayan yollar bozulmuş, yer yer de kaybolmuş.

1096 - 1272 yılları arasında, Avrupalı Katolik Hıristiyanların, Papa'nın isteği ve çeşitli vaatleri üzerine, genellikle Müslümanların elinde olan kutsal topraklara doğru hareket geçmesiyle yollar yeniden hareketlenmiş, Haçlı ordularını takiben tacirler, seyyahlar, maceraperestler, elçiler yollara düşmüş.

Bu dönemde Mezopotamya'daki yol yapımında gelişmeler yaşanmış, İpek Yolu hattında yaşanan ekonomik canlılık yollara yansımış. MS 11. yüzyılda Al Beruni ve MS 14. yüzyıllardaki Iban Battuta'nın seyahatnamelerinde yolların gurur verici güzelliklerinin yanı sıra, mühendislik hesapları, yollara çift taraflı dikilmiş ağaçlar sayesinde yorucu yolculuktan ziyade sayfiye yerlerini andırması, dinlenme evleri, posta istasyonları ve su ihtiyacını giderecek derin kuyular, beslenme imkanları uzun uzun anlatılmış.

Ortaçağın sonlarına doğru Avrupa'da yol yapım teknikleri gerilemiş, sadece doğal şekilde oluşan güzergâhlar kullanılır olmuş. 15. yüzyıl içinde gelişmeye başlayan uluslararası ticaret ağı bile yolların yeniden yapılandırılmasına katkı sağlayamamış, yeni yolların yapımı konusunda başarılı olunamamış. Zaman zaman bakımlarının, onarımlarının yapılması konusunda zayıf çabalar olsa da, kara yolculuğu yüzyıllar boyunca güvensiz hale gelmiş.

Amerika yeni yapılan yollar sayesinde büyümüş, yollar sayesinde yerleşim artmış 

Amerika kıtasının keşfedilmesi sonrasında yeni bir hayat kurmak amacıyla yeni kıtaya göç edenlerin yerleşecekleri yeni alanların belirlenmesi konusunda yollara olan bağımlılık net olarak ortaya çıkmış; Amerika'nın bugünkü büyük şehirleri, yapılan yollar sayesinde belirmeye başlamış.

Bu da tabii ki organize bir gücü gerekli kılmış; kamu kaynakları seferber edilmiş. Amerika'da yollarla ilgili ilk yasa, Virginia eyaletinde 1632'de çıkmış. İngiliz kültürünün izlerini taşıyan bu yasa ile yerel yolların sorumluluğu, bakımı ve yapımı mahalli idarelere bırakılmış. Yol yapımının ne kadar önemli olduğu kısa sürede daha belirgin hale gelince arayışlar artmış, Amerika içlerine ulaşacak yeni yolların yapımı konusunda yapılanmalar oluşmaya başlamış. 1657 Yılında orduya devredilen yol konusu, "uygun yolların inşa edilmesi" yönünde çıkarılan yasayla güçlendirilmiş; 16 yaşın üstünde olan özgür bireyler ve köleler devlet gözetimi altında yol yapımında çalışacak şekilde görevlendirmiş.

18. yüzyılın son yarısına kadar Avrupa yollarında devam eden suskunluk Fransa'da "köprüler - yollar dairesi" adı altında bir kurum kurulmasıyla ve yol mühendislerinin yetiştirildiği okulun açılmasıyla tekrar hız kazanmış; bu gelişme İngiltere'ye, Almanya'ya, İtalya'ya da sıçramış.

Tarih boyunca yollarına önem veren Hindistan'da İngiliz egemenliğinin başlangıcıyla birlikte yol sistemi ihmal edilmiş, 1885 yılındaki askeri kurulun yolların bakımını ve yapımını üstlenmesine kadar geçen süre içinde Hindistan yollarında tarihinin en karanlık dönemi yaşanmış.

Amerika’da yollarla ilgili ilk yasa, Virginia eyaletinde 1632'de çıkmış.

Mitolojide yol ve kavşak

Çok kutsallı inanç sistemleri içinde yollar her daim önemli olmuş, mitolojik öykülerde yollara hükmeden "Hekate" ile "Hermes" kutsal varlıkları yol kenarlarını süslemiş, yolcuları korumuş, yola çıkanların doğru güzergâhlarda olmasına yardımcı olmuş.

Bu kültürlerde kavşaklar bugünkü gibi yonca şeklinde değil, T ya da Y şeklinde 3 kolluymuş. Çünkü gelinen yol sayılmamış, sapılan kavşak yeni hayatı temsil edeceği için ayrılan yollar hep 3 seçenekli olmuş. İlk çağ halk hikâyelerinde kavşaklar, ruhların büyü yoluyla çağrıldığı, gizemli yerler olarak tanınmış. Gerek Eski Yunan'da, gerekse de Roma İmparatorluğunda yolların birleşme yeri aynı zamanda ayrışma noktası olarak da düşünüldüğü için hem kirlenme hem de arınma için uygun yerler olarak görülmüş. Kollara ayrılan ya da çatallaşmış yollar, mitolojide Hekate'nin beklenmedik ve doğaüstü özelliklerinin ortaya çıkacağı gerçeküstü şüphe dolu alanlar olarak görülmüş. Bu yıllarda yaşadıkları yerleri süpüren kadınlar çöplerini yol ayrımına götürüp bilmedikleri istikametin yönüne "Hekate'ye akşam yemeği" olarak dökmüşler; üzüntülerini, kederli yaşanmışlıklarının krizlerini arkalarında bırakıp dönerken geleceğe ait güzel şeyler düşünmüşler. Günümüzde Anadolu'nun çok yerinde, ölen kişinin ayakkabılarının kapı önüne, eşik ardına bırakılması da aynı şeye, Hekate'ye terk edilen acıların olumlu gelişmelere dönüşmesi inancına benzemiyor mu?

Hekate yolların koruyucu kutsal varlığı olmuş.

Kavşakların Tanrıçası: Hekate

Yolların, şehirlerin, kapıların koruyucusu Hekate aynı zamanda kavşakların da kutsal varlığıymış. Hekate çoğunlukla üçlü formda, aynı kaide üzerinde sırt sırta vermiş üç heykel olarak tasvir edilmiş; üçlü yapısından dolayı Romalılar ona "üç yol" anlamında Trivia demişler. Yol ayrımlarını, kavşakları ve girişleri onun heykelleriyle süsleyerek ilişkilendirmişler; hem ev girişlerinde hem de şehir girişlerinde bulunan Hekate heykellerinin kötü ruhları uzakta tuttuğuna inanılmış.

Hekate, üçlü doğasıyla ay, gece, yeraltı gibi faktörleri simgelese de, kavşaklarda insanlara doğru yolu belirlemede, eşik atlatmada yardımcı olmuş. Kavşak seçimleri Antik Yunan ve Roma kültürlerinde adaletin, bilgeliğin, yanlış seçimlerde ödenecek kefaretin ve yolun sonunda ulaşılacak zaferin, alınacak intikamı temsil etmiş. Hekate kavşakta doğru yolu seçtiren, hedefi vuran, seçim anı geldiğinde doğru kararları verebilmeyi, elindeki meşale, anahtar, yılan (bazen hançer) sembolleri ile sağlamış. Meşale, yol gösterici olarak karanlıklarda ışık saçtığının, anahtar, yeraltı dünyasındaki yolların ve gizemlerinin anahtarını elinde tuttuğunun, zehirli yılan ve hançer ise hayatta yanlış kararlar alındığında bekleyen sonun simgesel göstergesi olmuş.

Hekate, kavşaklarla olan ilişkisinden dolayı eşik tanrıçası olarak da görülmüş, geçen yolcuları, zamanı, geçmişi ve farklı dünyalardaki yaşamı da temsil etmiş; kirliliğin, düzensizliğin, günahkârlığın simgesi olmuş. Eşiklerden, kavşaklardan geçerek yaşama dahil olabilecek olumsuzluklardan korunma adına heykellerine sığınılan Hekate, şehirlerin ve evlerin koruyucusu, tam zamanlı muhafızı olmuş. Hekate karanlıklara verimlilik vermiş, hayatın insan önüne çıkarttığı ikilemlerde ona ihtiyaç duyulmuş.

3'lü doğasında karanlığın, kaosun, değişimin ve yaratıcılığın tanrıçası olarak tüm ilk çağ inanç sistemlerinde yer alan Hekate aynı zamanda genç kız, anne ve yaşlı bilge kadın olarak kadınlığın üç aşamasıyla da ilişkilendirilmiş. Hekate gün gelmiş 7. yüzyılda Avarlarca kuşatılan İstanbul surlarında ortaya çıkarak şehri kurtarmış, yüzlerce yıl boyunca da özellikle Muğla Bölgesindeki tapınaklarda inananlarına doğasını açmış.

Zaman yolcusu Hermes

Hermetizmin eski Mısır'da Hermes adı verilen varsayımsal bir kişi tarafından kurulduğu düşünülmekte ve Hermes eski Mısır'ın büyük bilgini - filozofu olarak da görülse de, çeşitli zamanlarda farklı karakterlerde yer alan Hermes ve Hermetizmin başlangıç tarihi tam olarak belli değilmiş. Eski Mısır'da Hermes'in yazıyı icat eden, halka ziraatı öğreten, Nil'in kontrolünü yapan, yıldızlara ve vücutlara hükmeden 3 doğalı bir simgesi olduğuna inanılıyormuş.

Yolların – yolcuların, göçer olarak yaşayanların, ulakların, uzaklara seyahat eden tacirlerin, gezginlerin, belagatin, büyünün, kehanetin, gizli ilimlerin kutsal varlığı olan Hermes, yaşayıp, yaşamadığı bilinmese de yolları ve bitiminde yer alan şehirleri korumuş; yolların bilge yüzü olmuş. Toprak yollar o yıllarda bile kamuya ait sayılmış; kültür kahramanı Hermes'in kontrolu altında görülmüş. Düşman topluluklar arasında uzlaşmanın adı olan Hermes, farklı kültürleri sentezleyerek dilbilgisi (gramer), mantık, söz söyleme-konuşma sanatı (hitabet), aritmetik, geometri, müzik, astronomi gibi yedi bağımsız bilimi öğrenmiş, böylelikle bu bilimlerin babası sayılmış.

Üç kez güçlü Hermes, yolların koruyucu gücü olmuş. 

Roma yol genişliği demir yollarına, uzay mekiklerinin platformlarına ilham olmuş 

Roma İmparatorluk yollarından çok bahsettiğimin farkındayım ama bugün bile bu konu ilginç yerlerde karşımıza çıkıyor; hatta bazı hesaplamalarda rasyo olarak kullanılıyormuş! Bunlardan en önemlisi de iki atın kıç genişliği olan 143,5 cm'lik ölçü!

Öncelikle belirtmek gerekiyor, Roma yollarından seyahat eden arabalar iki atlıymış ve iki atın kıç genişliği olan 143,5 cm'lik ölçü zaman içinde çok belirginleşmiş. Yapılan arkeolojik araştırmalarda bulunan at arabalarının tekerlek izleriyle kesin olarak saptanan bu ölçü, o kadar ilginç bir şekilde genel kabul görmüş ki, sanayi devrimiyle birlikte ortaya çıkan demiryollarında bu rasyo kullanılmış.

Amerika'da da tren yolları inşa edilmeye başlandığında, raylar arasındaki 143.5 cm'lik ölçü korunmuş, böylece Dünya çapında bir ray aralığı standardı çıkmaya başlamış. Bugün Dünya demiryolu ağının yarıdan fazlasında genel kabul gören iki ray arasındaki mesafe 143,5 cm olarak uygulanıyormuş ve bu da Roma dönemindeki iki atlı arabanın genişliğinden geliyormuş.

Zaman gelmiş, teknoloji gelişmiş, insanlık uzaya açılmaya hazırlanmış. İlk uzay mekikleri yapılmaya başlandığında yakıt tanklarının Utah'da imal edilip, Florida'daki uzay merkezine trenle nakledilmeleri gerektiğinde bu özel parçaların vagonlarda taşınabilmesi ve tünellerden geçebilmesi için genişliklerinin ne kadar olması gerektiği konusunda hemfikir olunmuş; altın oran bu konuda da 143,5 cm olarak belirlenmiş.

Birinci Dünya savaşı, yollara olan bağımlılığı tekrar hissettirmiş ve gelişimin yollarla mümkün olabileceğini göstermiş. Yollarda sayıları gittikçe artmaya başlayan motorlu araçların varlığıyla birlikte sadece arabalara yönelik olan yapılan yollar 1925'li yıllarda hızlanmış. Artık yollar gidiş-dönüş olarak düşünülüyor, hatta birkaç şeritten oluşuyormuş.

İkinci Dünya Savaşında Nazilerden miras kalan belki de tek olumlu şey yapımında 100 bin kişinin çalıştırıldığı ve Almanya'yı dört bir yandan birbirine bağlamaya çalışan otobanlar (autobahn) olmuş. Sadece arabaların kullanabileceği ve teknolojinin ilerlemesiyle birlikte hızlı sürüşün gittikçe artabileceği haliyle güvenli sürüş keyfinin yaşanabileceği otoban düşüncesi tüm ülkeleri sarmış; otobanlar prestijin ve zenginliğin simgesi olmuş.

Son sözü 3 Haziran günü 59. ölüm yıldönümünde saygıyla andığımız Nazım Hikmet'in bir dörtlüğüne bırakmak istiyorum:

Hey anam hey! Yolcu yolunda gerek.

Bazı altımızda taş, toprak, döşek

Bazen örtünecek yorgan bulunmaz. 

Güzellikleri biriktirmenizi dilerim. 

Otoban düşüncesi Alman faşizminin geride bıraktığı tek olumlu şey olmuş.
Bu yazı yazarın izni ile yayınlanmıştır, yazının orjinaline buradan erişebilirsiniz.
Gönderdi İrfan Yalın 10 Haz 2022 10:45

Yorumlar (0)

Giriş Yapılmamış